Doğu illeri hangileri ?

Kaan

New member
Murat bu kez not defterine ekonomik veriler yazıyordu.

“Hayvancılık, tarım, ulaşım... Bunların hepsi coğrafyayla bağlantılı.”

Zeynep ise yol kenarındaki köyleri izliyordu.

“Ve insanların birbirleriyle ilişkileriyle.”

Murat ona baktı.

“Onu nasıl ölçeceğiz?”

“Her şeyi ölçmek zorunda mıyız?”

Murat cevap vermedi.

Bu soru yol boyunca aklında kaldı.

Malatya: Doğu'nun Tek Bir İklimden İbaret Olmadığını Anlamak

Malatya'ya doğru ilerledikçe manzara yeniden değişti.

İnsan bazen Doğu Anadolu denildiğinde yalnızca kar, dağ ve soğuk düşünmeye şartlanıyor. Oysa bölgenin tamamı aynı doğal koşullara sahip değil. Doğu Anadolu'nun farklı bölümleri arasında yükselti, iklim, tarım ve yerleşme bakımından ciddi farklılıklar bulunuyor.

Malatya bunun en güzel örneklerinden biri.

Özellikle kayısı üretimiyle tanınan şehir, bölgenin ekonomik çeşitliliğini gösteren önemli merkezlerden biri. Doğu Anadolu'yu tek tip bir coğrafya gibi görmek bu nedenle yanıltıcı.

Zeynep bir kayısı bahçesine bakarak şöyle dedi:

“Bir bölgeyi tanımak için sadece en soğuk şehrine bakarsan, geri kalan hikâyeyi kaçırırsın.”

Murat başını salladı.

“Demek ki genelleme yapmak da bir tür harita hatası.”

“Kesinlikle.”

Tunceli ve Bingöl: Dağların Arasında Başka Bir Hikâye

Tunceli ve Bingöl'e doğru ilerlediklerinde doğanın karakteri yeniden değişti.

Dağlar burada yalnızca coğrafi bir unsur değildi. Yerleşimlerin biçiminden ulaşım ağlarına, ekonomik faaliyetlerden gündelik hayata kadar birçok şeyi etkileyen güçlü bir unsur olarak karşılarına çıkıyordu.

Tunceli'nin dağlık yapısına bakarken Murat yine haritayı açtı.

“Burada yolları planlamak ciddi mesele.”

Zeynep cevap verdi:

“Belki de bu yüzden insanların birbirlerine daha fazla ihtiyaç duyduğu dönemleri anlamak gerekiyor.”

Murat sustu.

Zeynep'in kastettiği şey yalnızca geçmiş değildi. Dağlık coğrafyalarda komşuluk, dayanışma, aile ve yerel ilişkilerin önemi üzerine düşünmek gerekiyordu.

Bu noktada kadınların empatik, erkeklerin ise çözüm odaklı olduğu gibi basit kalıplara sığınmak kolay olurdu. Fakat onların yolculuğu bunun tam tersini gösteriyordu.

Zeynep kriz anında oldukça soğukkanlı ve pratik kararlar verebiliyordu.

Murat ise yaşlı bir köylünün anlattığı aile hikâyesini dinlerken beklenmedik derecede hassas davranıyordu.

İnsanları cinsiyetlerine göre tek bir davranış kalıbına hapsetmek yerine, farklı yaklaşım biçimlerinin aynı yolculukta birbirini tamamlayabileceğini görmek daha anlamlıydı.

Doğu İllerinin Tarihi: Sadece Savaşlardan ve Sınırdan İbaret Değil

Doğu Anadolu'nun tarihine bakıldığında farklı uygarlıkların, devletlerin, ticaret yollarının ve kültürlerin izleri görülür. Bölgenin İran, Kafkasya ve Mezopotamya'ya yakınlığı, tarih boyunca onu önemli bir geçiş ve etkileşim alanına dönüştürmüştür.

Ancak bölgeyi yalnızca savaşlar ve sınırlar üzerinden anlatmak da eksik kalır.

Çünkü tarih, aynı zamanda insanların geçim mücadelesidir.

Bir çiftçinin toprağıdır.

Bir tüccarın yolu.

Bir ailenin başka bir şehre göç etmesidir.

Bir annenin çocuğunun eğitimi için verdiği mücadeledir.

Bir babanın kışın yollar kapanmadan erzak hazırlamasıdır.

Bir gencin üniversiteye gitmek için doğduğu şehirden ayrılmasıdır.

Toplumsal tarih biraz da bunlardan oluşur.

Doğu Anadolu'da Göç ve Değişen Şehirler

Yolculuğun sonlarına doğru Murat ile Zeynep bir kafede oturup gün boyunca konuştuklarını değerlendirdiler.

Murat:

“Doğu illerini saymak kolaymış.”

Zeynep:

“Şehirleri anlamak zor.”

İkisi de aynı noktaya gelmişti.

Türkiye'deki iç göç hareketleri, eğitim ve istihdam imkânları, ulaşım ağlarının gelişmesi ve şehirleşme süreçleri Doğu Anadolu'daki yerleşimlerin toplumsal yapısını da değiştirdi.

Bir şehirden ayrılan insan yalnızca adresini değiştirmiyor.

Ailesinden uzaklaşıyor.

Yeni bir çevreye giriyor.

Bazen doğduğu yerle bağını koruyor.

Bazen yıllar sonra geri dönüyor.

Bazen de iki şehrin arasında yeni bir hayat kuruyor.

Bu yüzden “Doğu illeri” dendiğinde yalnızca şehir nüfuslarını veya coğrafi sınırları düşünmek yeterli değil.

Doğu'nun hikâyesi, başka şehirlerde yaşayan insanların hayatlarına da uzanıyor.

Peki “Doğu İlleri” Deyince Tam Olarak Neyi Kastediyoruz?

Hikâyenin başındaki soruya geri dönelim.

Eğer coğrafi bölgeyi kastediyorsak, Doğu Anadolu Bölgesi'nin illeri genel olarak şunlardır:

Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkâri, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Tunceli ve Van.

Fakat günlük konuşmada “doğu illeri” ifadesi bazen Doğu Anadolu'nun dışında kalan, Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda bulunan şehirleri de kapsayacak biçimde kullanılabiliyor.

İşte burada kavramlar birbirine karışıyor.

Doğu Anadolu Bölgesi başka bir şeydir.

Türkiye'nin doğusunda bulunan iller ifadesi daha geniş bir anlam taşıyabilir.

Örneğin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki iller de ülkenin doğu kesiminde bulunur; ancak coğrafi bölge olarak Doğu Anadolu'ya dahil değildir.

Dolayısıyla bir sınav sorusunda, araştırmada veya resmî bilgi ararken “Doğu Anadolu Bölgesi illeri” ifadesini kullanmak çok daha nettir.

Yolculuğun Sonunda Haritaya Yeniden Baktık

Murat telefonundaki haritayı yeniden açtı.

Aynı şehir isimleri ekranda duruyordu.

Ağrı.

Ardahan.

Bingöl.

Bitlis.

Elazığ.

Erzincan.

Erzurum.

Hakkâri.

Iğdır.

Kars.

Malatya.

Muş.

Tunceli.

Van.

Ama bu kez harita bana göre değişmişti.

Çünkü artık her isim bir görüntüyle eşleşiyordu.

Bir yol.

Bir dağ.

Bir göl.

Bir taş bina.

Bir kayısı bahçesi.

Bir kış akşamı.

Bir insan hikâyesi.

Zeynep telefonu kapattı.

“Şimdi doğu illerini biliyor musun?”

Murat gülümsedi.

“İsimlerini biliyorum.”

“Yeterli mi?”

Murat biraz düşündü.

“Hayır. Şehirleri bilmek başka, şehirleri anlamak başka.”

Bence bu hikâyenin asıl meselesi de burada.

Doğu illerini öğrenmek için önce haritaya bakabiliriz. Fakat gerçekten anlamak için coğrafyanın insan hayatına nasıl dokunduğunu, tarihin bugünü nasıl şekillendirdiğini ve her şehrin kendi içinde ne kadar farklı hikâye barındırdığını düşünmemiz gerekiyor.

Çünkü bazen bir şehri tanımak, o şehirde hiç bulunmadan da başlayabilir.

Bir haritayla.

Bir kitapla.

Bir insanın anlattığı anıyla.

Ya da forumda sorulan basit bir soruyla:

Sizce “Doğu illeri” denildiğinde aklınıza ilk hangi şehir geliyor ve o şehri diğerlerinden farklı yapan şey sizce ne?

Belki de herkesin vereceği cevap, aynı haritanın ne kadar farklı hikâyeler anlatabileceğini gösterecektir.